Yorum bırakın

    Bir elif gibi yalnızım.
    Ne esrem var ne ötrem.
    Ne beni durduran bir cezmim…
    Ne bana ben katan bir şeddem var.
    Ne elimi tutan bir harf,
    Ne anlam katan bir harekem…
    Kalakaldım sayfalar ortasında.
    Bir okuyan bekledim,
    Bir hıfz eden belki.
    Gölgesini istedim bir dostun, med gibi.
    Sızım elif sızısı.

    Reklamlar

Yorum bırakın

    “Olur ki siz bir şeyden hoşlanmazsınız, hâlbuki hakkınızda o bir hayırdır. Ve olur ki bir şeyi seversiniz, hâlbuki hakkınızda o bir şerdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.”
    (Bakara,  2/216).

Yorum bırakın

    Meşe dalında bir yaprak varmış, kuruyup kül olmuş.

Yorum bırakın

    Dermân arardım derdime derdim bana dermân imiş,
    Bürhân sorardım aslıma aslım bana bürhân imiş.
    Sağ u solum gözler idim dost yüzünü görsem deyü,
    Ben taşrada arar idim ol cân içinde cân imiş.
    Öyle sanırdım ayriyem dost gayrıdır ben gayriyem,
    Benden görüp işiteni bildim ki ol cânân imiş.
    Savm u sâlât u hac ile sanma biter zâhid işin,
    İnsân‐ı Kâmil olmaya lâzım olan irfân imiş
    Kande gelir yolun senin ya kande varır menzilin,
    Nerden gelip gittiğini anlamayan hayvân imiş.
    Mürşid gerektir bildire Hakk’ı sana Hakk’al‐yakîn,
    Mürşidi olmayanların bildikleri gümân imiş.
    Her mürşide dil verme kim yolun sarpa uğratır,
    Mürşidi Kâmil olanın gâyet yolu âsân imiş
    Anla hemen bir söz durur yokuş değildir düz durur,
    Âlem kamû bir yüz dürür gören anı hayrân imiş.
    İşit Niyâzî’nin sözün bir nesne örtmez Hakk yüzün,
    Hakk’dan ayân bir nesne yok gözsüzlere pinhân imiş

Yorum bırakın

    Bugünlerde nasılsın diye soruyorlar,
    İstanbul gibiyim diyorum.
    Batıdan bakınca Cezayir Sokak gibi biraz anoson kokulu, biraz keşmekeş.
    Doğudan bakınca Sultan Ahmet gibi minberi ibadet kokulu, yüreği mabet yüklü.
    Yukarıdan bakınca Gezi Parkı gibi darma dağın, paramparça.
    Karşıdan bakınca Kız Kulesi gibi görkemli ihtişamli ve bir o kadar da yapayalnız.

Yorum bırakın

    İstanbul gibiyim bugün.
    Üsküdar’da yitirdiğim umudumu,
    Haliçin altın renginde buluyorum.
    Çamlıca’da seyr-i hayat ederken,
    Beyoğlunda bir kemankeşi dinliyorum.
    Adaların boş hüznü ile efsunlanırken,
    Ayasofya’da secdeye kapanıyorum.
    İstanbul’u yaşıyorum ben bu gece.

    ia

Yorum bırakın

    İhsan Oktay Anar’ın kitabında geçen hürriyet tanımlaması…

    …Britanya’da 7 asır önce dokunmaya başlanan kumaştan biçilip her seçimde üzerine yeni yamalar vurulan hürriyet denilen elbise, aklen ve ahlaken yetişkin insanın ölçülerini mezurayla bir kez aldıktan sonra makas yerine giyotin kullanan, ve en kötüsü, müşterilerinin bedenen ve aklen bir çocuk olduğundan habersiz Fransız terzilerine sipariş edildiğinden midir, ona fazla büyük geliyor olmalıydı.

Older Entries Newer Entries